Bostontaneler
Posted in photography, travel on Kasım 26, 2009 by pigeoningBiraz geç oldu ama olsun. Şu ana kadar gördüğüm şehirlerin (ki pek de az sayılmaz hani..) en güzellerinden biri Boston’da yakaladığım birkaç kareyi paylaşmak istedim. Niye bu kadar romantik bir cümle kurdum bilmiyorum, zira aşağıdaki fotoğraflardan biri bir evin içindeki dev bir ayıyı gösteriyor. Ayrıca liman fotoğrafları pek de “yakalanmış” sayılmazlar. O liman orada kaç yıldır duruyor kim bilir. Ama güzeldi. Çok hem de! Bostooonnn <3


Bu meyveler de çok hoşuma gitti. Bir dalda her biri ayrı renk yahu!
Ben Boston’da nerede kaldım merak ediyorsanız Google Maps’ta Beacon Street‘e bakın.
O uzunca caddenin bir sonunda büyükçe bir göl var. İşte o göle yakındım, bu meyveler, ördekler ve sporcu arkadaşlar da o göl kenarından hatta (;
Bu aralar evden çıkamadığım için eldekileri değerlendiriyorum. İdare edin.
Deneysel Aşama
Posted in drawing on Kasım 19, 2009 by pigeoningToz Pembe (Bazen)
Posted in drawing, pigeonal on Kasım 8, 2009 by pigeoning
Özür: Yazıyı eskiz olarak kurşun kalemle çiziktirmiştim. Üzerinden permament marker’la hört diye geçince böyle ilkokul 3 oldu. İnsan bir düz çizgi çeker de öyle yazar di mi? Değilim, insan değilim. Ayıp.
Stabilolar da birbirlerine girmişler bir yerde. Koymasa mıydım yav?
Yok ya. Çok şımarmayın siz de. Mis gibi ilustrasyon işte. Alalaa..
Kafayı yedim sanırsam.
Dünyaca Ünlü Yapraklar!
Posted in photography, travel on Ekim 26, 2009 by pigeoningEkim başında 2 haftalığına Amerika’ya (Boston ve New York) gittiğimi herkes biliyor artık. Ama anladığım kadarıyla insanların bilmediği birşey var: Döndüm arkadaşlar! Arasanıza be. Hayırsızlar. Laptop siparişi vermeyi biliyorsunuz ama..
Herneyse. Asıl amacı sightseeing’den ziyade okul gezmek olan bu seyahatin en turistik gününü paylaşmak istiyorum sevgili okurum. Oraya kadar gitmişken, üstelik tam da zamanında gitmişken dünyaca ünlü New England Foliage’ını gördüm. New England denilen bölge, Amerika’nın doğusunda birkaç eyaleti kapsayan geniş bir alan. Foliage denen olay ise sonbaharda yaprakların renk değiştirmesi. New England’ınki neden bu kadar meşhur? Çünkü her ağaç farklı renkte arkadaş! Ben böyle şey görmedim. Belki siz de görmemişsinizdir diye aşağıya da fotoğrafları koydum. Tadını çıkarın.
Bu arada gittiğimiz yer: Boston’ın kuzeyinde, New Hampshire eyaletindeki White Mountains.

Hayır, kilo almadım. Şelaleler beni şişman gösteriyor.
Aslında içimden 10larca fotoğraf koyup size “öh” dedirtmek gelmedi değil. Ama sonra düşündüm, zaten 3 tane okurum var (nasıl yalan), onlar da artık yorum bile yazmıyorlar (duygu sömürüsü). O yüzden onları da rahat bırakayım dedim.
Bakıldım
Posted in photography, pigeonal on Ekim 5, 2009 by pigeoningDaha doğrusu işlerim bakıldı. (Konuya yabancı olanlar için açıklayayım, “iş”ten kastım videolarım, grafik tasarımlarım, eskizlerim.. Yani kısacası portfolyom.)
Ama rahatsız olmadım; zira sırf baksınlar diye Istanbul’dan Zurih’e 3 saat, Zurih’ten Boston’a 9 saat uçmuş, Boston’dan da sabahın 6 buçuğunda otobüse binip 4,5 saatte New York‘a gelmiştim.
Peki kim baktı işlerime? Niye baktı? derseniz anlatayım. Kaç yazıdır blogumdan bas bas bağırıyorum, okul bitti sıra master‘da, mümkünse o da Amerika‘da lütfen diye. İşte bu nedenle Amerika’da ilk kez düzenlenen Ulusal Lisansüstü Portfolyo İnceleme Günü‘ne katıldım. Kendisi New York’un ve Amerika’nın en prestijli okullarından biri olan Parson’s The New School of Design‘da gerçekleşti ve Amerika’nın her yerinden bir sürü okul katıldı. Şanslıydım, çok kalabalık değildi, öyle efsanevi kuyruklar beklemek zorunda kalmadım. Zaten katılımcılardan pek azı video ve animasyon alanına hevesliydi.
Fakat işin enteresan tarafı ve bu yazıyı da yazma sebebim şudur: Portfolyomu gösterdiğim bütün okullardan inanılmaz güzel yorumlar aldım ve hepsi de beni kesin başvurmaya hatta hazır buradayken mutlaka okullarını ziyaret etmeme teşvik ettiler. Kartlar, broşürler, telefon numaraları havada uçuştu adeta. Ve bilenler bilir, Amerika’nın en iyi 5 tasarım okulundan biri olan School of Visual Arts’tan görüştüğüm hocalar da buna dahil!
Peki ben ne yaptım? Hahayt! Tabii ki de hiçbirine inanmadım. Bence hepsi dalga geçiyor benimle. Ya da beni müşteri olarak da görüyor olabilirler, burs istiyor olmama rağmen. Yok yani kesin bir pislik var..
3 senedir burada hocalık yapan ablam da kesin kafa buluyor zaten benle, “onlar yeterince başvuru alıyorlardır kızım, fazladan adama ihtiyaçları yok, iyi dedilerse hakikaten çok iyidir işlerin.” derken.
Herkes benimle eğleniyor sevgili okur, üniversitemdeki bölüm başkanı, çok sevdiğim hocalarım “yaparsın edersin sen, kesin kabul edilirsin, aslansın kaplansın” diye diye… Yok yani. Dünyada birsürü tasarımcı adam var, bana sıra gelene kadar ohooo..
Ama ben yine de şansımı deneyeceğim
Sıla, Boston’dan bildirdi. Bildirmeye de devam edebilir. Etmeye debilir. Bilemiyor.
23
Posted in music, photography, pigeonal on Ekim 5, 2009 by pigeoningSome are like water, some are like the heat
Some are a melody and some are the beat
Sooner or later they all will be gone
Why don’t they stay young?
It’s so hard to get old without a cause
I don’t want to perish like a fading horse
Youth is like diamonds in the sun
And diamonds are forever
So many adventures couldn’t happen today
So many songs we forgot to play
So many dreams swinging out of the blue
We let them come true
Forever young
I want to be forever young












